AMAÇ, YÖNTEM VE ÖZET
A) Sunuş
Gediz, engel tanımadan yaymış bereketini İzmir Körfezi’nin kıyılarına… Milyonlarca yılda sabırla oluşturmuş göz kamaştıran zenginliğini sulak alanları, verimli tarlaları ve üzerine yerleşmiş insanlarıyla… Çiğli; kâh Yamanlar Dağı’nın yamaçlarında kâh Gediz’in ovasında hem insanoğlunun engelsizliğinin silueti hem doğaya kaderdaş bağlığının simgesi hem de kendi engellerini kendi içinde yaratışının ruh hali içinde boy göstermiş, birçok metropol yerleşimi gibi… Gediz’in bereketi, göçmen ruhlu Çiğli’nin girişkenliğiyle birleşirken kendi engellerini de yaratıverir. Yerleşim sorunları, kirlilik, trafik, sosyal sorunlar… Doğal sandığımız birçok engel doğal değildir bu yüzden. Engellilik de böyledir. Görsel, işitsel, ortopedik, zihinsel vb. engeller ; görmezliğe, duymazlığa, ellemezliğe, zihin fukaralığına bırakılırsa; doğal bir sürecin sonucu olduğu ve bu engeller de bir şehrin sağlığının, bütünlüğünün, gelişiminin doğal farz edilen ama aslında hiç de doğal olmayan engelleri haline gelir. Tıpkı diğer kent ve insan sorunları gibi… Nedenleri belirlenirse; duyarlılıkla, irfanla incelenir ve bilinirse, sabırla bilenirse, emek çekilirse engeller aşılır. Aşılmalıdır. Aşıla aşıla engelsiz bir Çiğli, engelsiz bir İzmir, engelsiz bir Türkiye, engelsiz bir dünya yaratılır, yaratılmalıdır. İşte yaklaşık on beş kişilik kişilik ekiple sabır ve titizlikle sekiz ayda sürdürülen bu çalışma hem Çiğli’deki engellilerin durumlarını hem de taleplerini yansıtarak kent ve ülke sağlığına, bütünlüğüne, gelişimine katkı sunma çabasındadır. Bu rapor güzel cümlelerle yazılmış bir güzelleme olmaktan öte pratiğe dönüşmüş bir çözüm rehberi olma arzusuyla hazırlanmış, kaleme alınmıştır. Çözüme dönüşmesi ve engelsiz bir Çiğli’ye katkı sunması dileğiyle…
B) Amaç,
Bu çalışma, 01.01.2020 -05.09.2020 tarihleri arasında Çiğli ilçesinde engelli bireylerle birebir görüşme yolu ile gerçekleştirildi. Bu projenin amacı Çiğli ilçesi sınırları içerisinde yaşayan engelli bireylerin durumlarını ve taleplerini incelemektir. Bu çalışmada 26 mahallede 2784 engelliye ulaşıldı. Engel türlerine göre; mülakat ve anket yoluyla yaş, engel türlerine, ekonomik durumlarına ve sosyal yaşama katılımlarına bakılarak bilgi toplandı. Bilgiler istatistik biliminin yöntemleri ışığında tablo ve grafiklere dönüştürüldü. Raporda hazırlanacak olan tespitlerin ve taleplerin hangi niteliğe sahip olacağı, nasıl sonuçlanacağı, hangi kesimlerden oluştuğu gibi bilgiler detaylı olarak verilecektir. Rapor içeriğinde “Veri ve Bulgular” bölümündeki her tablo aynı zamanda bir konu başlığıdır. Buradaki veriler aynı zamanda grafiğe dönüştürmüş ve konu bu verilere göre tartışılmış, konuyla ilgili bulgulara ulaşılmaya çalışılmıştır.
C) İçindekiler
1) Engellilerin Demografik Yapısı
2) Engellilerin Yaşı
3) Engellilerin Medeni Durumu
4) Engellilerin Öğrenim Durumu
5) Engellilerin Meslek Durumu
6) Engellilerin Çalışma Durumu
7) Engellilerin 2020 Sayılı Yasaya Göre Maaş Durumu
8) Engellilerin Sosyal Güvence Durumu
9) Engellilerin Mülkiyet Durumu
10) Engellilerin Evde Bakım Ücreti Durumu
11) Engellilerin Gelir Durumları
12) Engellilerin Hanedeki Kişi Sayısı
13) Engellilik Derecesi
14) Engel Türleri Dağılımı
15) Engellilerin Hobileri
16) Engellilerin Aile Öyküleri
17) Engellilerin Talepleri
D) Sonuç
Bütün bu veri ve bulgular madde madde sıralanıp özetlenecek olursa:
1. Engellilerimizin ilçe nüfusuna oranı kesin olmayan, yaklaşık verilere göre %1,36’dır. Erkek engelli oranı kadın engelli oranından fazladır. Engellilik oranımız dünya ve Türkiye ortalamasının altındadır. Engellilerin oranı mahallelerin sosyoekonomik yapısıyla –tam olmasa bile- paralellik göstermektedir. Özetle sosyoekonomik yapı engelliliği etkilemektedir.
2. İlçemizdeki engellilik, genellikle yaşlanmaya bağlı engelliliktir. Yaşlılığı garanti altına almak için genç ve yetişkinlere yönelik koruyucu/önleyici hizmetler arttırılmalı, sağlıklı yaşlanma kavramı uygulamaya konulmalıdır.
3. Engellilerimizin çoğunluğu evlidir. Toplumsal yaşama uyum, sosyal birliktelik bakımdan bu, görece olumlu bir durumdur.
4. Engellilerin eğitim düzeyi çoğunlukla ilkokul düzeyindedir. Çoğunluğu okuma yazma bilmektedir. İleri düzey –lise ve üstü- eğitimler oldukça düşüktür. Okur yazar olmayan engelliler Türkiye geneli tüm nüfus eğitim ortalamasından fazla, ortaokul ve üzeri mezun oranı ise Türkiye ortalamasından düşüktür. Engellilerin eğitim durumları mahallelerin sosyal, ekonomik durumlarıyla genellikle bağıntılıdır. Engellilere yönelik okuma-yazma çalışmaları yapılmalı, ileri düzey eğitimlerle ilgili olarak engelliler desteklenmelidir.
5. Engellilerin büyük çoğunluğunun (%89) bir mesleği yoktur. Engellilerle ilgili meslek edinme kursları ve ilgili çalışmalar acilen yaygınlaştırılmalıdır. Engellilerin mesleğe kazandırılmaları ekonomik olarak düşünülmemeli engellinin benlik duygusunun, toplumsal aidiyetinin, barışıklık ve esenliğinin gelişmesinin temel şartı olarak görülmelidir. Kendine ve topluma yararlılık duygusu içindeki bireyler için fiziksel engellerin büyük önemi yoktur. Asıl engel sosyal ve psikolojik ait olamama duygusudur. Engellilere meslek kazandırma olgusu mutlaka bu çerçevede acilen ele alınmalıdır.
6. Engellilerimizin büyük kısmı emeklidir ya da çalışmamaktadır. Emekli olanlar bir tarafa konursa yine önceki maddedeki gibi, engellilerin sosyal ve ekonomik hayatın dışında olduğu görülür.
7. Engelliler 2022 sayılı yasaya bağlı engellilik maaşını çoğunlukla almamaktadır. Bu yasayla ilgili kıstasları tutmadığından/bilgileri olmadığından bu 30 maaşı alamamaktadırlar. Yasadaki kıstaslar esnetilerek, bu konuyla ilgili bilgilendirme yapılarak engellilerin engellilik maaşından faydalanmaları sağlanabilir.
8. Engellilerin tamamına yakınının sosyal güvencesi vardır. Bu, sosyal devlet anlayışı ve engellilerin yaşam güvencesi bakımından önemli bir durumdur. Yine de engellilerin diğer maddelerdeki sosyal ve ekonomik durumlarıyla kıyaslandığında bu güvencenin bir miktar şekli kaldığı görülür. Sosyal güvencenin şartları geliştirilmeli, engelliler yaşamın çeşitli alanlarında güvenceye kavuşturulmalıdır.
9. Engellilerin çoğunluğu (%68) ev sahibidir. Engellilerin hayat güvencesi bakımından bu, olumlu bir durumdur.
10. Engellilerin çoğunluğu evde bakım ücreti almamaktadır. Bu konu ile alakalı engelli ailelere kaynak sağlanmalıdır.
11. Engellilerin yarıdan çoğu (%51,79) asgari ücretin altında gelirle yaşamaktadır. Güzeltepe, Şirintepe, Cumhuriyet mahallelerinde bu olgu daha belirgindir. Yarıya yakını (%47,37) ise yine asgari ücret ve üstü gelirle yaşamaktadır. Özetle engellilerin genel ekonomik durumları oldukça zayıftır. Bu durum, engellilerin yaşamsal, sosyal, kültürel konfora ulaşmalarında engeldir. Engelliler öncelikli olarak ekonomik alanda desteklenmeli ya da daha etkilisi ekonomik edim güçleri arttırılmalıdır. Bu da diğer maddelerdeki meslek, eğitim vb. konularla bir bütün olarak düşünülmelidir.
12. Engelliler genellikle (%63,3) kalabalık hanelerde yaşamaktadırlar. Bu durum engellilerin sosyalliği açısından olumlu olsa da kalabalık engelliler üzerinde bir itilmişlik yaratabilir.
13. Engellilerimizin çoğunluğu orta düzeyde engellidir. Bu, engellilere götürülecek hizmetler bakımından kolaylaştırıcı bir durumdur.
14. İlçemizde en yaygın engel türleri sırasıyla kronik (% 38,90), ortopedik (%21,59) ve zihinsel engelliktir (%14,94). Bu üçü engel türlerinin %85,43’ünü oluşturmaktadır. Yapılacak çalışmalarda bu durum dikkate alınmalıdır.
15. Engellilerin %88,64’ünün herhangi bir hobisi yoktur. Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” tezindeki kendini gerçekleştirme ihtiyacından engellilerimiz uzaktır. Engellilerimize hobi, el becerisi, mesleki beceriler kazandırmaya yönelik çalışmaların hatta daha güzeli bu ve benzeri amaçlarla kurulacak bir engelli merkezinin yakıcılığı ortadadır.
16. Engellilerin %68,17’sinin aile öyküsü yoktur. Bu durum; ilçemiz engellilerinde genetik nedenlerden çok sosyal, ekonomik, fiziksel nedenlerin baskın olduğunu düşündürmektedir. Engelliliğin koruyucu toplumsal önlemlerle engellenebilir, azaltılabilir bir olgu olduğu tezini güçlendirmektedir. 31 32
17. Engellilerin taleplerinde ev temizliği ve engelli merkezi başta gelmektedir. Engellilerin talepleri genellikle kişisel taleplerdir. Sosyal talepler azdır. Demek ki toplumumuz henüz engellilerin bireysel temel taleplerini karşılamaya çalışma aşamasındadır. Bu durum engellilerin toplumsal ve toplumumuzun genel düzeyi açısından düşündürücüdür.
Genel bir yargıya varılacak olursa toplumumuz; sunuş bölümünde söylediğimiz engelliliği engel olmaktan çıkarma, bir öz itim manivelasına dönüştürme mantığından uzaktır. Engellilerin temel taleplerini yardımlarla karşılamak, engellilerin yararı için yeterli görülmektedir. Oysa engellilerin bir bütün olarak entegrasyonu ve en önemlisi –tekil örneklerde görüldüğü gibi- kendi itim mekanizmalarını ve kendi örgütlülüklerini yaratmaları çok daha önemlidir. Mesele, engellilerle ilgili eksikleri inceleyip onlara yardım etmek, engelliler adına karar vermek değil; engellilerin taleplerine kendilerinin sahip çıkacakları ve kendi önderliklerini yaratacakları toplumsal örgütlülük yaratacak bir ortam oluşturmaktır. (Bkz. Paulo Freire, Ezilenlerin Pedagojisi, 1968) Bu ortam da engellileri, yardım mekanizmasıyla vicdanlarımızı ferahlatacak bireyler topluluğu olarak görmekten vazgeçip toplumun diğer dezavantajlı kesimleri gibi kendi sorunlarına, kendi örgütlülüklerine sahip çıkmalarını sağlamaktır. Zor görünen bu olgu daha alt düzeydeki ekonomik vb. sorunların da çözümünün temelidir. Bu perspektif, yapılacak bütün çalışmalara hâkim olursa engellilerimizi daha ferah, refah içinde, güzel günler bekleyecektir.
Sosyolog Sadık AKTAŞ